15 Temmuz gecesi ilk gözaltı talimatını o vermişti: Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner o anları anlattı

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen o gece yaşananlar akıllardan çıkmıyor. Bu çerçevede o karanlık gecede ilk gözaltı kararını veren Başsavcı vekili Ömer Faruk Aydıner, o anları anlattı.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyelerinin kalkıştığı hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Milli iradenin baş gösterdiği o gecede Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı vekili olarak görev yapan Ömer Faruk Aydıner yaşadıklarını Demirören Haber Ajansına anlattı. Hafta sonu için Çatalca'daki evindeyken burada haberdar olan ve Boğaziçi Köprüsü'ne tankların çıktığını öğrenen Aydıner, darbe girişimi olduğunu düşündü. Ardından çalıştığı Çatalca Adliyesi'nin başsavcısını arayan Aydıner, izin alarak adliyeyi kullanacağını ifade etti. Ardından önce birlikte çalıştığı zabıt katibini de arayan Aydıner, ilk gözaltı talimatlarını İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne buradan yazdı.

'Cuntacıların gözaltına alınması rica olunur'

O yazıda, ' '15/07/2016 tarihinde saat 21.00 sıralarında haber bültenlerinde silahlı kuvvetler içerisinde bir kısım cuntacının, Türk Silahlı Kuvvetleri dahil olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti kurumlarını ele geçirmeye, demokratik seçimlerle gelen hükümeti düşürmeye teşebbüs ettikleri anlaşılmakta, Türk milletine karşı harekete geçen cuntacıların gözaltına alınması rica olunur' ifadeleri yer aldı.

'Tam 10 yıl geçti ama dün gibi aklımızda'

Halen Yargıtay Üyesi olarak görevini sürdürmekte olan Ömer Faruk Aydıner, 'Tam 10 yıl geçti. Ama dün gibi aklımızda. O gece hayatını bu ülke için veren 251 şehidimizi rahmetle anmak istiyorum. Gazilerimize sağlık diliyorum. Yaklaşık 40 yıl boyunca ülkenin içerisine girmiş, birçok kurumunu zapt etmiş, uluslararası boyutu olan bir terör örgütünden bahsediyoruz. Bu terör örgütü öyle bir terör örgütü ki Türkiye'nin yaklaşık 40 yıl boyunca yetişen neslini yok etmiş. Bu neslin muhakeme yeteneğini ortadan kaldırmış. Büyük bir kült örgütü, büyük bir terörize örgüt. Bugün 10 yıl geçti, Türkiye gerek savunma sanayinde gerek eğitiminde gerek adaletinde bağımlı bir şekilden çıkıp özgür bir ülke olma yolunda hedefine çok daha hızlı bir şekilde yürümekte' dedi.

'FETÖ terör örgütü bizzat kendisi darbeye kalkıştı ve ülkeyi ele geçirmeye çalıştı'

Ömer Faruk Aydıner, ' Geçmiş darbeler de benzer şekilde yapıldı bu ülkede. Önce ülke bir kaotik duruma sokuldu, sonra darbeciler kurtarıcı olarak kendilerini lanse ettiler. Halka bu şekilde gözüktüler ve ülkeyi ele geçirdiler. 15 Temmuz darbesi de bu şekilde gerçekleştirildi. Darbeden önce yaklaşık bu ülkede 10-12 tane terör saldırısı düzenletildi ve bunlar DEAŞ ve PKK'ya yaptırıldı. Sonrasında 15 Temmuz'da FETÖ terör örgütü bizzat kendisi darbeye kalkıştı ve ülkeyi ele geçirmeye çalıştı.

'İstanbul Havalimanı patlaması soruşturmasını da ben yapmıştım'

'İstanbul Havalimanı patlaması soruşturmasını da ben yapmıştım' diyen Aydıner; 'O zaman Bakırköy Başsavcı Vekiliydim. Yaklaşık, 45 kişi vefat etmişti, 236 kişi de yaralanmıştı. Darbenin ertesi günü, Florya Hava Harp Okulu'nun soruşturmasını yaptığımda oradaki erler bana şunu söylediler: 'Savcım, bizi kışladan çıkartırken komutanlarımız şunu söyledi: 'İstanbul Havalimanı'nı tekrar DEAŞ bastı, biz onları kurtarmaya gidiyoruz' 17 gün evvel İstanbul Havalimanı'na saldırılmanın gerekçesi, 17 gün sonra yapılacak darbe için bir ön hazırlıktı. Askeri kışladan çıkartmak için, 'Tekrar DEAŞ İstanbul Havalimanı'na saldırdı' gerekçesini oluşturmak için 45 kişiyi öldürdüler. Buradan şunu çıkartmak lazım. Terör örgütlerinin hepsi aynı merkezden besleniyor. Çünkü Türkiye'yi kaotik duruma her üçü birden götürdüler. Her üçü birden 15 Temmuz'u kaotik durumunu hazırladılar. O gece evet, mücadele yaptık. O gece halkımızla birlikte mücadele yaptık. O gece Cumhurbaşkanımız olmak üzere, açıklamalarıyla halkı sokağa çağırmasıyla evet, büyük bir devrim o gece başladı. Şükür ki halkımız o gece sokaklara çıktı. O terör örgütüne karşı dik durdu, cesurca hareket etti ve biz saldırıyı defetmeyi sağlayabildik, ülkemizi kurtarabildik' dedi.

'Başsavcılıktan ettiler, soruşturmalar üzerine soruşturmalar geçirdim'

Aydıner, '15 Temmuz gecesinden birazcık daha geriye gittiğimiz zaman ben 17 Aralık - 25 Aralık ve Selam Tevhid yargı yoluyla hükümeti devirmeye çalıştıkları soruşturmaların hakim, savcı kanadının soruşturmasını yaptım. Allah bunu bana nasip eyledi. Ben Çatalca Başsavcısıyken o zaman 'cemaat' diye adlandırılan ve sonrasında da gerçek yüzü ortaya çıkan bu FETÖ terör örgütünün ciddi saldırılarına maruz kaldım. Bakırköy'e savcı olarak verdiler, başsavcılıktan ettiler, soruşturmalar üzerine soruşturmalar geçirdim, meslekten ihraç noktasına getirdiler. Bunların zulümlerine ben 2007'den itibaren maruz kalan bir kişiyim ve bu zulüm bana aslında bunların gerçek yüzlerini anlamamıza, gerçek yüzlerini tanımamıza fırsat verdi. 17 Aralık 2014'ten itibaren yaptığımız çalışmalardan bu terör örgütünün az çok gücünü öğrenme fırsatımız olmuştu ' dedi.

'Bunun darbe olduğunu emin olun o ilk haberle algıladım'

15 Temmuz gecesi Bakırköy'de Başsavcı vekili olduğunu ve teröre baktığını aktaran Aydıner, 'O gece Çatalca'ya gittim. Çatalca Başsavcılığım döneminde orada bir ev almıştım. Hafta sonları da Çatalca'ya ara sıra giden biriydim. O gece de gittim. Akşam saat 20.00 gibiydi Çatalca'ya vardım. Eve girdim. Bir arkadaşım aradı, 21.00 civarıydı. Boğaziçi Köprüsü'ne tank çıktığını ve bir terör saldırısı olabileceğinden bahsetti. Tankın Boğaziçi Köprüsü'nde olduğunu duyunca şaşırdım. Teröre karşı tankla mücadele edilemez. Bunun darbe olduğunu emin olun o ilk haberle algıladım. Sonra orada bir komşuma gittim. Onunla bir fikir alışverişinde bulunduk. Arkadaşlarımızla telefon görüşmeleri yaptık. Artık bu işin bir darbe olduğunu algılamıştık' diye konuştu.

'Darbeciler hakkındaki gözaltı kararımızı yazdık'

Aydıner, 'Saat 23.00'a geldiği vakit o dönemki Başbakanımız Binali Yıldırım açıklama yaptı. Ben o süreçte, öncesinde başsavcılığını yaptığım Çatalca Adliyesi'ne doğru yola çıktım, 22.30 gibi. O dönem Çatalca Başsavcısı'nı aradım. Dedim ki: 'Başsavcım, adliyene giriyorum, adliyeni kullanacağım, bilgin olsun.' Ondan izin aldım. Benim eski katibim Turgay Narin'i çağırdım. Adliyeye geldi. Saat 23.00 sıralarıydı, darbeciler hakkındaki gözaltı kararımızı yazdık. O süreçte İstanbul Emniyeti'nde görevli Kaçakçılık Şube Müdürü Feramuz Çetin'i aradım. Ondan faks numarası istedim ve bu faksa gözaltı talimatını gönderdik. Akabinde adliyeden çıktım. Çatalca Meydanı'nda biraz halk toplanmaya başlamıştı, saat 00.00'a geliyordu. Halka da bir konuşma yaptım. Cesur olmalarını, bu darbeyi hep birlikte püskürtebileceğimizi, bunların milli olmadıklarını, bu askerin bizim askerimiz olmadığını anlattım. Yaklaşık bir 15 dakikalık konuşma yaptım'

'Onurlu bir şekilde ölme arzusuyla o kararı verdik'

Konuşmalarını sürdüren Aydıner, 'Çatalca Emniyeti'nden bir araç istedim ve oradan Sefaköy'e kadar araçla geldik. Sefaköy'de insanlar dışarıya çıkmaya başlamışlardı. Yoğun bir trafik vardı. Sefaköy'de indim. Yaklaşık herhalde oradan Bakırköy Adliyesine, bir saate yakın bir süreçte yürüdüm. Çoluk çocuk Ataköy'deydi. Eşimi aradım, eve gelemeyeceğimi bildirdim. Darbenin başarılı olması durumunda haklarını helal etmelerini söyledim, helallik istedim. Çoluk çocuğumu da görmedim, eve de gitmedim, doğrudan Bakırköy Adliyesine gittim. Bakırköy Adliyesinde de o süreçte savaşımıza başladık. Terörle savaşımıza hukuk nezdinde başladık. Sabaha kadar gözaltılar, sabaha kadar talimatlar, daha önce hiç yaşamadığımız savcılık olayları. Tankı ele geçiriyoruz, Emniyet Müdürlüğü arıyor: 'Savcım, tankı ele geçirdik, ne yapalım?' diye. Hayatımızda daha önce 'Tankı alın, getirin' de söyleyemedik, nereye koyacağımızı bilemedik. 'Bir minibüs dolusu patlayıcı ele geçirildi, ne yapalım?' şeklinde talimatlar vermek zorunda kaldık. Hayatımızın hiçbir evresinde, savcılık yaptığımız hiçbir evresinde yapmadığımız talimatları verdik. Allah bize o gece bu terör örgütüyle savaşma fırsatını verdiği için Rabbimize binlerce şükür ediyoruz. Onurlu bir şekilde ölme arzusuyla o kararı verdik. Eğer başarılı olsalardı bizi ya canımızdan ya hürriyetimizden edeceklerdi, bunun farkındaydık. Ama en azından savaşarak, en azından mücadele ederek bunun sonunu görmek istedik. Beni bu gözaltı talimatını o gece yazılı şekilde İstanbul Emniyet Müdürlüğüne göndermeye sevk eden bu duruştur' ifadelerini kullandı.

Bakmadan Geçme